24 Haziran’dan Sonra, Ekonomiyi Resmen Duvara Çaktılar!
reklam
31 Mart 2019
24 Haziran’dan Sonra, Ekonomiyi Resmen Duvara Çaktılar!

24 Haziran’dan Sonra, Ekonomiyi Resmen Duvara Çaktılar!

CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen ve 31 Mart Seçimleri’nin ardından Türk Milleti’ni ekonomide acı bir reçetenin beklediğini ifade eden CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak, ülkedeki gerçek işsiz sayısının 8 milyona dayandığını ileri sürdü.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak “73 yıllık çok partili demokratik yaşamımızda, 15’incisi yapılacak olan mahalli idare seçimlerine artık çok kısa bir zaman kaldı. Bugünü saymazsak 5 gün sonra milletimiz yaşadığı kentin belediye başkanlarını, Belediye Meclis Üyelerini ve yaşadığı mahallelerinin muhtarlarını seçecek. Biz, ‘Martın Sonu Bahar’ diyerek seçim kampanyamıza başladık. Kimsenin kalbini kırmamaya özen gösterdik. Gönül kırmaya değil, gönül yapmaya uğraştık. Kendimizi değil milletimizi düşünerek kampanyamızı sürdürdük. Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İşbirliği, kampanya boyunca milletin dertleriyle dertlendi, milletin sesi olmaya çalıştı. Kalan son 5 günde de aynı olgunluk ve nezaket içerisinde milletimizin sesi olmaya devam edeceğiz. Buna karşın ‘Saray Koalisyonu’, daha önce hiçbir seçimde görülmemiş, son derece adaletsiz ve seviyesiz bir kampanya götürdü. Saray ve onun bekçisi Allah’tan korkmayı, kuldan utanmayı bir kenara bıraktılar. Cumhurbaşkanlığı zırhına sığınmış, seçim yasaklarına tabi olmayan Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, hiçbir koruması olmayan, seçim yasaklarına uymak zorunda olan muhalefet partisi genel başkanlarına her türlü hakarette ve tehditte bulundu. Devletin ve ülkenin neredeyse tüm özel medyasını ele geçiren Saray iktidarı kampanya süresince muhalefetin sözünü kesmek için elinden geleni ardına koymadı. Yalanı doğru gibi anlatan popülist, kutuplaştırıcı siyasetin daniskasını yaptı. Sanki yerel seçimlere değil de savaşa gider gibiydik.” dedi.

HER GÜN YENİ BİR PROVOKASYON

Öztrak “Önce ‘Dış güçler saldırıyor’ dediler, tutmadı. Sonra çiftçiyi, esnafı, marketleri hain, çete ilan ederek mutfaktaki yangının sorumluluğunu onlara yüklemeye çalıştılar. O da olmadı. Bunun üzerine devreye beka senaryolarını soktular. Milletimiz engin mizah gücüyle bu BEKA’nın şifrelerini çözdü. Bunun ‘Bahçeli Erdoğan Koltuk Aşkı’ ittifakının baş harfleri olduğunu ortaya koydu. Sonra Saray İttifakı vites büyüttü. Kendilerine oy vermeyecek tüm yurttaşlarımıza hain, terörist demeye başladılar. Bu ülkenin vatandaşlarına vergi verirken, askere giderken parti ayrımı yapılmaz. O zaman herkes eşittir. Ama Saray ve bekçisi, kendilerine oy vermeyi düşünmeyen milletimize meydanlarda ‘illet’, ‘zillet’ diyerek ağır hakaretler ettiler. Düşman kurşununun, terörist mermisinin yapmadığı ayrımı milletimize yaptılar. Ama yine olmadı. Baktılar ki ne yapsalar olmuyor. Bu sefer parti liderlerini tehdit etmeye başladılar. Cumhurbaşkanı zırhının arkasına saklanan Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, başta Genel Başkan’ımız olmak üzere diğer parti liderlerini susturmak için milyonluk tazminat davaları açtı. Sonra da milletvekili dokunulmazlığı olmayanları hapse atmakla tehdit etti. AKP Genel Başkanı, Genel Başkan’ımızın uluslararası terörü kınayan sözlerini çarpıtarak meydanlarda servis etti. Yetmedi, bir sabah ‘idam’ naralarıyla meydanlara çıktı, ardından da ipleri sarayın elinde olan bir operasyon kanalından Genel Başkan’ımızın idamı istendi. O da yetmedi Belediye Başkan adaylarımız, doğrudan hedef alındı. Bir takım tetikçiler kullanılarak, haysiyet cellâtlığı yapıldı. Tek bir belediye başkan adayımızın karşısına AK Parti Sözcüsü’nden Genel Başkan Yardımcılarına, MHP Genel Başkanı’ndan AK Parti Genel Başkanı’na kadar hepsi çıktı. Ancak kurdukları kumpas, milli irade cellâtlarının ellerine, yüzlerine bulaştı. Bu sefer de ‘Kendine de Ankara’ya da yazık edersin’ diye tehdide başladılar. Seçimi kazandığını gördüler, ondan sonrasını konuşmaya başladılar. Dün itibariyle, milli iradeyi, yargı bağımsızlığını hiçe sayacak konuşmalar sürüp gidiyordu. Milletimiz bunlara da itibar etmedi, etmeyecek. Ama yetmiyor, her gün yeni bir provokasyon ortaya çıkıyor. Son olarak CHP’nin hiçbir zaman benimsemediği ifadelerin yer aldığı ve bu bir halk ayaklanmasıdır başlıklı bildirilerin hazırlandığını, bu bildirilere partimizin de ambleminin basıldığı, bunların dağıtılacağı istihbaratını aldık. Partimizin dünya görüşüne 180 derece zıt olan bu bildirinin bizimle uzaktan yakından bir ilgisi olmadığını şimdiden söylüyorum. Bu provokasyonları artık bıraksınlar. Bu seçimin sonucunu da edepleriyle kabul etsinler. Önce ‘Demokrasi bir tramvay, istediğimiz durakta ineriz.’ dediler. Sonra demokrasinin imkân ve araçlarıyla iktidara geldiler. Şimdi darbeci ağzıyla konuşup demokrasimizi doğrudan tehdit etmeye başladılar. Ama milletimizin milli irade düşmanlarına, haysiyet cellâtlarına en güzel dersi 31 Mart’ta sandıkta vereceğini, artık kendileri de görmeye başladılar. Biz Hakk’a ve halkımıza güveniyoruz.” diye konuştu.

ÇANAKKALE RUHU’NU PARAMPARÇA ETTİ

Açıklamalarına devam eden Öztrak “Sarayın kibirli kişisinin zapt edemediği zehirli dili, sadece yurttaşlarımızın arasına nifak sokmakla kalmadı. Ülkemizin uluslararası itibarına da büyük zararlar vermeye devam ediyor. Bu ülkede daha önce hiç yaşanmayan şeyler yaşanıyor. Yeni Zelanda’da 50 Müslüman kardeşimizi şehit eden İslamofobik teröristin kendi çektiği katliam görüntülerini, bu ülkenin Cumhurbaşkanı gömleğini giymiş kibirli kişisi, seçim meydanlarında dakikalarca gösterdi. 3-5 oy almak için teröristin propagandasını yaptı. Bu da yetmezmiş gibi büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün oluşturduğu Çanakkale Ruhu’nu paramparça etti. Yen Zelanda’daki hain terörü kendi seçim kampanyasına meze yapmak isteyen Saray, kantarın topuzunu yine kaçırdı. İki dost ülke Yeni Zelanda ve Avustralya’ya diplomatik adaba sığmayan rencide edici sözler sarf etti. Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı ‘Atatürk’ün Yeni Zelandalı askerler için ne kadar bağışlayıcı olduğunu biliyoruz. Türkiye’yi böyle hatırlamak istiyoruz.’ deyince de danışmanları aracılığıyla tam yol tornistan yaptı. Yeni Zelanda Başbakanı bu acıdan ülkesini birleştirip, kucaklayarak çıkarken tüm dünyanın takdirini kazandı. Aynı acıdan ülkesini bölüp parçalamaya uğraşan Erdoğan’ı ise tüm dünya ayıpladı. Türkiye’nin itibarı, ona en fazla ihtiyacımız olduğu bir zamanda zedelendi.” dedi.

KRİZİN ÜSTÜ ÖRTÜLSÜN İSTİYORLAR

Öztrak “Bu adaletsizliğin, seviyesizliğin ve çamur siyasetinin nedeni çok açıktır. Mutfakta büyüyen yangın görülmesin, işini kaybeden 633 bin yurttaşımızın işsiz 8 milyon vatandaşımızın sesi duyulmasın, artan iflas ve konkordatolar konuşulmasın, Suriyeliler’e bütçeye yük olmadan 35 milyar dolar bulacak formülü geliştiren Sarayın, 3 bin 600 ek gösterge için, emeklilikte yaşa takılanlar için, atanamayan öğretmenler için kılını kıpırdatmadığı gündeme gelmesin, 2 Trakya büyüklüğünde arazisini ekmekten vazgeçen çiftçimize taktıkları devlet borcunun, yabancı çiftçilere ödediğimiz 95 milyar doların farkına varılmasın. İşte bunları vatandaşın gözünden kaçırmak için Sarayın kibirli kişisi ve onun sadık bekçisi, 10 parmaklarında 10 kara kendilerinden olmayan herkese sürüp duruyorlar. Yanlış politikalarıyla sebep oldukları ekonomik krizin üstünü örtmek için akla hayale gelmeyecek işler yapıyorlar. Seçimi kaybetme korkusuyla işin sonunu hiç düşünmeden, izandan, vicdandan, edepten yoksun bir kampanya yürüttüler. Şimdi soruyorum, bu sözleri sarf eden Erdoğan 1 Nisan sabahı milletimizin yüzüne nasıl bakacak? Nasıl diyecek ki ‘Ben bu ülkede, 82 milyonun Cumhurbaşkanı’yım.’ Ve de en önemlisi 1 Nisan sabahından itibaren ekonomideki ateşten gömleği giyip ekonomiyi nasıl yönetebilecek? Ben çok açık söyleyeyim. Seçimden sonra ekonomide milletimizi çok acı bir ilaç bekliyor. Bu kadar hırpalanan, örselenen, parçalanan arasına nifak sokulan milletimiz bu acı ilacı içmeye nasıl ikna edilebilecek? Erdoğan millete bu konuda nasıl güven verecek, halkı nasıl ikna edecek? Dövizin, faizin ateşi yeniden çıkmaya başladı.” diye konuştu.

DAMAT ÇIKTI, PİYASALAR KARIŞTI

Açıklamalarına devam eden Öztrak “Şimdi yine ‘Provokatif eylemlere girenler, bunun bedelini öderler’ diye meydanlarda bağırıyorlar. Bir taraftan da bankalar ve uluslararası yatırımcılar hakkında soruşturma başlatıyorlar. Oysa provokatör arıyorsanız, o kadar uzaklara bakmaya gerek yok. Damat Bakan bir süre ortadan kaybolmuştu, rahattık. Geçtiğimiz hafta ortaya çıktı ‘döviz şöyle, faiz böyle’ diye konuştu. ‘Dolara demir yumruğumuzu vurduk’ deyip yasakçı, kumanda ekonomisi söylemlerine kadar yürüdü. Piyasalar döviz hesaplarına gelen ilave vergiyle zaten irkilmişti. Döviz rezervlerindeki hızlı erime de onları rahatsız etmeye başlamıştı. Bir de sosyete damat sulu bir üslupla ileri geri konuşunca, piyasalar yeniden karıştı. Sarayın kibirli kişisi ve bekçisi ekonomide provokatör arıyorsa, yanı başındaki Sarayın damadına bakacaklar. Neden yapılan yanlışlar ekonomi üzerinde bu kadar etkili oluyor? Çünkü krizin başından beri Saray iktidarı dişe dokunur tek bir tedbir almadı. Lafla aspirinle pansumanla bu işleri götürmeye çalışıyorlar. Ama artık gemi demir tutmuyor, sürükleniyor. Şimdi bankaları, yatırımcıları “Seçim sonrasında size bunun bedelini ağır ödetiriz” diye meydanlarda, ağızlarından köpükler saçarak tehdit ediyorlar.” dedi.

EKONOMİYİ RESMEN DUVARA ÇAKTILAR

Öztrak “Kendinize gelin! 24 Haziran seçimlerinden önce “Verin kardeşinize yetkiyi, dolarla faizle nasıl uğraşılır göstereceğim” dediniz. 24 Haziran’dan sonra ne yaptığınızı gördük. Ekonomiyi resmen duvara çaktınız. Şimdi yine meydanlarda atıp tutuyorlar. Ne yapacaksınız, neyin peşindesiniz, neyinize güveniyorsunuz da ekonomiyi borca bu kadar batırdıktan, döviz rezervlerini bitirdikten sonra, bir de üstüne yatırımcıları kaçırmaya uğraşıyorsunuz? Bu işler seçim sonrasına randevu vererek olmaz. Yakaladıysanız, bir usulsüzlük tespit ettiyseniz hemen tepesine bineceksin. Tehditle işi götürmeye kalkarsanız yangını büyütürsünüz. Sizin gerçek niyetiniz ne? Üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi?” diye konuştu.

DAMADA SORARSANIZ EKONOMİ DENGESİ

Açıklamalarına devam eden Öztrak “Sarayın ekonomi yönetimindeki bu beceriksizlikleri, acemilikleri ülkeyi ciddi şekilde riske sokuyor. Damadın gayrı ciddi tavırları, temel ekonomik kavramlardan bile habersiz olması, sıkıntıların farkına varmaması, hem içeride hem de dışarıda ekonomik aktörleri kaygılandırıyor. Rakamlar ortada… Ekonomi, 2 çeyrektir daralıyor. Enflasyonda dünyanın ilk 10 ülkesi arasındayız. Ekonomi; durgunlukla birlikte yüksek enflasyon, yani stagflasyon hatta slampflasyon, yani daralırken enflasyon, ekonomiyi ciddi şekilde baskı altına almış durumda. Ama Damada sorarsanız, ekonomimiz gayet güzel dengeleniyor.” dedi.

MUTFAKTAKİ YANGIN SÖNMÜYOR

Öztrak “Mutfaktaki yangın bir türlü sönmüyor. Marketlerde şu anda sivri biberin kilosu 19 Lira. 1 kilogram sivri biberin fiyatı neredeyse 3 litre benzine denk hale geldi diyecektim ki, televizyonlarda yine haber çıktı, benzine bu akşam 17 kuruş daha zam geliyormuş. Yani benzinin litresi 7 TL’ye dayanacak. Ama damada sorarsanız ekonomide en kötü geride kaldı. Şubat Ocak’tan, Mart ise her ikisinden iyiymiş. Bunlar bu saçmalıkları dillendirirken işsizlik oranı zirve yaptı. Aralık 2018 rakamlarıyla son bir yılda 633 bin çalışan işini kaybetti. Resmi işsiz sayısı ise 1 milyon 11 bin kişi arttı. Gerçek işsiz sayımız 8 milyona dayandı. Bu, dünyada 94 ülkenin nüfusundan daha büyük. Ama damat için bunlar dert edilecek konular değil. Çünkü onun her daim işi düz gitmiş. İş diye sınav sınav, kapı kapı dolaşmak zorunda kalmamış.” diye konuştu.
Editör : Tuğberk Erdem
139 Okunma
KÖŞE YAZARLARI
Murat Sevgi

Murat Sevgi

Yılmaz Çivici

Yılmaz Çivici

Nijat Ayvaz

Nijat Ayvaz

Mehmet Ali Esmer

Mehmet Ali Esmer

Atıf Mutlu

Atıf Mutlu